EĞİRDİR GÖLÜ

Isparta ili sınırları içinde yer alan ve kuzey güney uzanımlı büyük bir çöküntü alanının kuzey sınırında oluşmuş tektonik bir göl olan Eğirdir Gölü, 517 km2 yüzölçümü ile Türkiye'nin 4.büyük gölüdür. Deniz seviyesinden 917 metre yükseklikte bulunan göl ortalama 14 metre derinliğe sahiptir. Eğirdir Gölü'nün en derin noktası 16,5 metredir. Kuzey güney uzunluğu 50 km olan gölün, doğu batı genişliği 3-15 kilometre arasında değişmektedir. Kuzeyde kalan ve daha küçük bir alanı kaplayan bölümüne Hoyran Gölü, güneyde kalan bölümüne Eğirdir Gölü denir. Her iki bölüm Hoyran Boğazı ile birbirine birleşir.
Eğirdir Gölü zengin balıkçılık potansiyelinin yanı sıra, sulama ve enerji üretimi bakımından da önem taşımaktadır.
Gölden çevredeki tarım alanlarının sulanmasında yaralanıldığı gibi, bir regülatör ve kanalla Kovada l ve II hidroelektrik santrallerinin su ihtiyacını da karşılanmaktadır.


 

YEŞİLADA (NİS ADASI)

Eğirdir'in en önemli turizm bölgesidir, Yerli ve yabancı turistlere hizmet veren ev pansiyonculuğu gelişmiştir, Balık lokantaları da Yeşilada' ya ayrı bir renk katmaktadır.
Yeşilada'da doğa güzelliklerinin yanında tarihi zenginlikler de bulunmaktadır,
AyaStefanos Kilisesi bunlardan biridir, Önceleri koruma altına alınan ahşap evler, yerlerini yeni yapılara terk etmektedir. Bu tarihi mahallede Müslahattin Dede ve Eftatun Dede Türbeleri de ziyaretçi çekmektedir.
Eğirdir'in turizminde lokomotifi sayılan Yeşilada Mahallesinde turizme hizmet eden balık restoranları ilçeye pek çok turist çekmektedir.


 

ALTINKUM PLAJI

Altınkum Plajı adını altın rengi gibi olan kumundan almaktadır, Bulunduğu mahalleye de adını veren bu önemli plaj Mavi Bayraklı olup çok temiz suya sahiptir,
Oldukça sığ olan ve kıyıdan 50 metre açılsanız bile su seviyesinin boyu geçmemesi yüzme bilmeyenler açısından oldukça emniyetli ve güven verici bir unsur olarak kabul edilmektedir.
Belediye tarafından işletilen plajda konaklamak için iki kişilik ve 4 kişilik bungalovlar mevcut olup çadırlı kamp ve karavan içinde özel olarak düzenlenmiş alanlar bulunmaktadır.
Plajda ayrıca deniz bisikletine, kanoya binebilir. Plajda her yıl düzenlenen Plaj voleybolu turnuvasına katılabilirsiniz. Akşamları da kumsalda sevdiklerinizle hoş vakitler geçirebilirsiniz.


 

BEDRE KOYU PLAJI

Eğirdir Gölü'nün Kuzeyinde Barla yolu üzerinde yer alan Bedre Koyu ve aynı isim taşıyan Bedre Plajı muhteşem kumsalı ile pek çok insanı kendine çekmektedir.
Barla Dağı'nın eteklerine doğru boylu boyuna uzanmış Eğirdir Gölü'nün girintili çıkıntılı koylarından en büyüğü olan Bedre Koyu muhteşem güzelliği ile herkesi kendisine hayran bırakmaktadır.
2 kilometreyi bulan sahil şeridi ile bölgenin en büyük plajı olma özelliğini de koruyan Bedre Plajı Eğirdir Kaymakamlığı tarafından işletilmekte ve yaz aylarında ortalama günde 1500 - 2000 ziyaretçi sayısına ulaşmaktadır.
Su sporlarını yapmak için oldukça müsait bir konumda olan Bedre Plajı emniyet açısından da oldukça güvenli bir plajdır, Tesis içinde market, restaurant ve bir de 40 kişilik konaklama tesisi bulunmaktadır, ayrıca

  • Yapılan kamelyalar,

  • İlave çöp tenekeleri,

  • Piknik için banklar,

  • Sahile gölgelikler,

  • Aydınlatma direkleri,

  • Ahşap çöp tenekeleri,

  • Her ziyaretçiye plastik çöp torbalarının verilmesi,

  • Sağlık personeli ve jandarma için gölgelikler eklenmiştir.


 

KOVADA GÖLÜ MİLLİ PARKI

Eğirdir İlçesinde bulunan bir başka göl Kovada Gölü'dür, Gölün çevresi zengin bitki örtüsüne sahiptir ve yüzlerce çeşit hayvan barındırır.
Kovada Gölü, karstik çöküntülerden meydana gelmiştir. Milli Park sahasının en önemli özelliği rekreasyonel kullanıma müsait olan doğal kaynaklarıdır. 9 km genişliğinde ve oldukça sığ olan gölün çevresi 20.6 km dir, Derinliği ise 6-7 m, Kadar iner. Gölün deniz seviyesinden yükseltisi 900 m dir.
Kovada Gölünde sazan ve tatlı su levreği, tatlı su ıstakozu bulunur. Kovada çevresinde ise: yaban domuzu, sansar, porsuk, tilki, tavşan ve çok sayıda ağaç sincabı bulunur.
Kuşlardan ise yaban ördeği, kaz, angut, keklik ve çulluk gibi hayvanlara rastlamak mümkündür.


 

KASNAK MEŞESİ ORMANI

Kasnak Meşesi ormanı Eğirdir ilçesi Yukarı Gökdere Köyü'nde yer almakta olup, ender bulunan bir ormandır. Kasnak Meşesi olarak bilinen Quercus Vulcanica ağaçları bulunmakta olup, Anıtlar Kurulu Kararı ile Doğal Sit olarak kabul edilmiştir. Sonbaharda rengarenk görüntüsü ile muhteşem bir görsellik sunan bu kasnak meşesi ormanı ziyaretçileri büyülemektedir
Ülkemize has endemik bir orman ağacı türü olan ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan Kasnak Meşesidir ve ardıç türleri ile güzel örnekler ihtiva etmektedir.
Bölgede bugüne kadar 218 bitki türü tespit edilmiş,bunun yanı sıra kurt,tilki, porsuk, sansar, yaban domuzu gibi yabani hayvanlar da bulunmaktadır.
1300 hektarlık bu alanda Günübirlik olarak gezme,görme, yürüyüş gibi faaliyetler için en uygun olan bu yeri ziyaret için en uygun mevsim ilkbahar ve sonbahar aylarıdır.


 

EĞİRDİR KALESİ

M.Ö IV.yüzyılın başında Lidya Kralı Krezus tarafından yaptırılmıştır. Yapı tarzı bakımından Lidya mimarisinin özelliklerini yansıtan kalenin yapımında taşlar arasında boydan boya ardıç ağacından hatıllar atılmıştır, Duvar yapımında taş bloklar kullanılmış, iç kısmında ise moloztaş dolgu maddesinden yararlanılmıştır.
Eğirdir İlçesi'nde göle doğru uzanan yarımada üzerinde iç ve dış kale bulunmaktadır. Yarımadayı ve bugünkü Kale Mahallesini kuzey-güney doğrultusunda kesen ve günümüze kadar varlığını koruyan İç Kale: özellikle gölden ve karadan (Sivri Dağı'ndan) gelebilecek saldırılara karşı korunmak amacıyla üç tarafı su ile çevrili yarımadanın en güvenli bir yerinde yapılmıştır.
Dış kale ise, temel kalıntıları bulunan Demir Kapı Mahallesine kadar ulaşmaktadır.


 

HIZIRBEY CAMİSİ

Eğirdir'de bulunan camilerin en büyüğü olup, duvarları kagir ve üstü toprak dam olarak inşa edilen yapının kesin yapılış tarihi bilinmemekle birlikte 13. yy. II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmış olabileceği belirtilmektedir. 1327-1328 tarihleri arasında Hızırbey tarafından geniş çaplı onarım ve tamir görerek genişletilmiş olan bu eser bu suretle Hızırbey Camisi adını almıştır.
Hızırbey Camisi'nin doğu cephesi sur duvarlarından oluşmaktadır. Cami ile Dündarbey Medresesi arasındaki sur duvarlarından iç kaleye açılan bir kapı ve yol bulunmaktadır. İç Kale'ye açılan kapı kemerinin 4,5-5 metre üzerinde, Hızırbey Camisi'nin kemer üzerinde inşa edilen zarif minaresi yer almaktadır.
Kemerli Minare, Anadolu Türkleri'nin sanat anlayışını yansıtmakta ve Türk İslam Dünyası'nın ender yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Cami, 1814 yılında çıkan bir yangında tamamen yanmış, Yılanlıoğlu Şeyh Ali Ağa'nın önderliğiyle yeniden yaptırılmıştır. 1820 yılında tekrar ibadete açılmıştır.
Cumhuriyet döneminde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından bugünkü durumuna getirilmiştir.


 

DÜNDARBEY MEDRESESİ

Eğirdir İlçesi'nin en merkezi yerinde bulunan, taş medrese adıyla da anılan bina, 1237 yılında Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanın da han olarak yapılmıştır. Daha sonra 1301 yılında Hamidoğlu Dündar Bey tarafından Medrese haline getirilmiştir. Medrese iki katlı olup, ortada avlu yer alır ve 30 hücresi vardır.
Medresenin girişinde büyük bir taç kapı vardır. Kapının etrafı da Selçuklu karakterinde geometrik şekille süslenmiştir. Yapının malzemeleri yakındaki Eğirdir Kervansarayından sökülerek getirilmiş ve medresede kullanılmıştır.
Dündar Bey Medresesi bugün kapalı çarşı olarak kullanılmaktadır.

 


 


 

PROSTANNA ANTİK KENTİ

Pisidia şehirlerinden bir tanesidir, Eğirdir Sivrisi'nin arkasında Camili Yayla üzerindedir. Şehrin kesin yeri LRobert tarafından, Bedre Köyünün yukarısındaki Yazılıkaya da bulunan bir sınır yazıtı ile tespit edilmiştir. Bu yazıt Prostanna ile Parlais'in sınır yazıtıdır.
Prostanna Hellenistik devirden önce kurulmuş, daha çok bir karakol vazifesi görmüştür. Akropol şehrin yerleşme alanından 200 metre kadar yüksektedir, Ortasında kareye yakın bir mabet kalıntısının izleri vardır. Akropol bir kale duvarıyla çevrilmiştir.
Prostanna, Roma egemenliği altında iken II. Filippos'un onuruna para basmıştır. Arka yüzünde Tioulos Çayı'nı simgeleyen tanrının kabartması konulmuş, tioul biçiminde kısaltılmıştır. Bu dönemlerde basılan paralarda da Sivri dağının adı "Viarus" olarak geçer.


 

AYASTEFANOS KİLİSESİ

İnanç turizminde önemli bir yere sahip olan Ayastefanos kilisesi Eğirdir İlçesi'nin Yeşilada Mahallesi'ndedir.
Xvııı.yy.başlarında eski, harap Sen Thedoros Kilisesi'nin yanına yapılmıştır. Dış duvarları moloz taştır. Çatı ve iç mekan sütunları ahşaptır. Kilise 1998 yılında restore edilmiştir.
Her yıl l Eylül tarihinde Antalya'dan Denizli'ye kadar bu bölgede yaşamış olan Rumlar buraya Hacı olmaya gelirlerdi.
Hava ne olursa olsun büyük kayıklara binerler, Hoyran gölünün Gazire civarındaki küçük kiliseye ve oradaki azizlerin kaya mezarlarına ziyarete giderlerdi. Orada kayalara oyulmuş küçük kilisede ayin yaparlardı. Bu ayin iki gün sürerdi. Ayinden sonra Hacı olanlar Nis'e geri dönerlerdi.
Uzun yıllar Türklerle birlikte Yeşilada da yaşayan Rumlar 1923 yılındaki mübadelede Atinafnın Nikea Şehrine göç etmişler.
Rumlar her yıl düzenli olarak Ayastefanos Kilisesine gelerek burayı ziyaret etmektedirler.


 

YAZILI KANYON - ÇANDIR

Eğirdir'e 60 km uzaklıkta Sütçüler ilçesine bağlı olan Çandır 600 hektarlık bir koruma alanıdır, Adını akarsu boyunca devam eden Kral Yolu üzerindeki yazıttan alır. Berrak buz gibi suyu, yeşil bir orman ve heybetli kayaların yanısıra, Alabalık tesisleri ve restoranları kanyonun en belirgin özellikleridir.

 


 

ADADA ANTİK KENTİ

Sütçülerin eski adı olan Baulo ve Karabaolu veya Karabavlu adlarının Aziz Paul adından geldiği öne sürülmektedir. St. Paul'ün geçtiği Perge - Antiokheia (Yalvaç) yolu üzerinde bulunan bu iki yerleşmeye verilen isimlerin St. Paul'le ilişkili olabileceği yazılmıştır.
Kentin içerisinde 4 adet tapınak bulunmakta olup bugün ayakta kalabilen en önemlisi Zeus Tapınağıdır,
Pisidia Bölgesi'nin antik Kentlerinden biri olan Adada Antik Kenti'nin tarihi M,Ö 3-4 yüzyıllara dayanmaktadır.
Isparta ili, Sütçüler ilçesine bağlı Sağrak köyü yakınındadır. Isparta'nın ve Kovada Gölü'nün güneydoğusunda yer alan kente Eğridir'den sonra Sütçülere uzanan asfalt yoldan 50 km. gidilerek ulaşılabilir. Çevresi çam ve ardıç ağaçlarıyla kaplı tepeler tarafından sarılmış olan antik kent sadece bölgenin değil Anadolu'nun en sağlam kalabilmiş antik kentlerinden biridir.


 

PSIDIA ANTIOCHEIA

Antiocheia'nın Isparta İli'ne bağlı Yalvaç İlçesi'nin yaklaşık l km. kuzeyinde ve Sultan Dağları'nın güney yamaçları boyunca uzanan verimli arazide kurulmuş bir Pisidia kentidir.
Antiokheia da Apollonia gibi bir Seleukos kolonisidir; fakat kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Bu şehir I. Seleukos veya oğlu Antiokhos tarafından kurulmuştur. M.Ö. 39 ila 36 yılları arasındaki bir tarihte Amyntas'ın idaresi altına giren Antiokheia, onun M.Ö. 25'de öldürülmesiyle, bölgenin bütün şehirleri gibi, Galatya eyaletine dahil edilmiştir,
Antiokheia, M.Ö. 25'te veya biraz sonra Colonia Caesarea adıyla Roma kolonisi olmuştur. Kent, pek çok Latince yazıtın da kanıtladığı gibi, yaklaşık olarak ikiyüz yıldan fazla bu statüsünü korumuştur.
Latince'nin M.S. 295 yılına kadar resmi dil olarak kullanıldığını imparator ve legatları için düzenlenmiş olan yazıtlar kanıtlamaktadır. Fakat
bu tarihten sonraki decurioların (eyalet senatörü) protokolleri çoğunlukla Grekçe yazılmıştır. Sikkeler üzerinde de II. Claudius (M.S. 268-270) Devrinin sonlarına kadar Lâtince ibarelere rastlanmaktadır. Daha sonra Lâtince'nin yerini Grekçe almıştır. Yazıtlarda ve Tanrı Men için adanmış olan adaklarda Lâtince'nin, Grekçe'yle kıyaslandığında çok daha az kullanılmış olduğu görülmektedir.
A. Richmond ve R.G. Colling vvood'un tahminlerine göre kent merkezindeki nüfus 7500-10.000 civarında idi. B.Levick ise üç binin üzerinde emekli askerin bulunduğunu ileri sürmektedir, Ancak, Antiokheia'nın geniş sınırları içerisinde 30-40 bin civarında bir nüfusun yaşadığını söyleyebiliriz